keçiören meydan yarışması

ANKARA KEÇİÖREN FATİH STADI ALANI YARIŞMASI

EŞDEĞER ÖDÜL

2026

“Kent, kolektif hafızanın taşıyıcısıdır.” (Aldo Rossi, 1966)
Keçiören’in merkezi konumunda yer alan ve kentlinin hafızasında önemli bir iz bırakan Fatih Stadı, çevresinde yoğun konut dokusunun hâkim olduğu ve farklı kentsel karakterlerin kesiştiği önemli bir eşik noktası olarak tanımlanmaktadır. Kuzeyinde yer alan yeşil aksla kurduğu ilişki, ulaşım ağları üzerindeki konumu ve çevresindeki dönüşüm alanlarıyla sağladığı mekânsal süreklilik, alanın ilçe ölçeğinde potansiyel bir çekim merkezi olma niteliğini güçlendirmektedir. Ancak uzun yıllar kent belleğinde yer edinmiş olan Stadı’ın işlevini yitirmesiyle birlikte, alanın kentsel yaşamdaki etkinliğinin zayıfladığı ve işlevsel açıdan atıl bir kentsel boşluğa dönüştüğü gözlemlenmektedir. Bu bağlamda alan, yalnızca fiziksel olarak yeniden düzenlenmesi gereken bir mekân değil; kolektif belleğin izlerini barındıran ve bu değerleriyle birlikte geleceğe aktarılması gereken önemli bir kentsel miras olarak ele alınmaktadır.


Tarihsel süreç incelendiğinde, alanın yapılaşma öncesi dönemde dâhi kentsel boşluk karakterini koruduğu ve kentin doğal bir bileşeni olarak süreklilik gösterdiği anlaşılmaktadır. 1950 yılı öncesinde mikroklimatik özelliklerin etkisiyle sayfiye alanı olarak kullanılan bölge; dereler ve bağ evlerinden oluşan düşük yoğunluklu bir mekânsal yapı sergilemiştir. 1950-1980 yılları arasında nüfus hareketlerinin kalıcı yerleşime dönüşmesiyle birlikte betonarme yapılaşma başlamış, bağ alanları parçalanarak arsalaşma süreci hız kazanmıştır. 1980 sonrası dönemde ise artan nüfus yoğunluğuyla birlikte bölgenin metropol karakter kazandığı; geleneksel dokunun büyük ölçüde ortadan kalktığı ve birbirinden kopuk yüksek katlı konut bloklarının yoğun olduğu parçalı bir kentsel yapının oluştuğu görülmektedir. Bu dönüşüm süreci sonucunda, farklı mekânsal dokuların ayrışması ve keskin sınırların oluşmasıyla alanın kentsel bütünlükten koparak dışa kapalı bir “kayıp mekân”a dönüştüğü değerlendirilmektedir. Bu nedenle alanın yeniden kentsel sistemle ilişkilendirilmesi, mekânsal sürekliliğin sağlanması ve kamusal kullanıma kazandırılması, tasarımın temel
hedefleri arasında yer almaktadır.